Böbrek Sağlığı
BÖBREK TAŞLARI
 
İdrar sistemi, dört organdan oluşur. Bunlar esas görevi yapan böbrek, böbrekte yapılan idrarı torbaya indiren üreter ve mesanede depolanan idrarı dışarı atan üretra dır. Böbrek ve üreter sağlı sollu ikişer adettir. Mesane ve üretra tektir. Bu idrar sisteminin görevi, vücudun çalışması sonucu oluşan üre gibi bazı atıkların dışarı çıkarılmasıdır. Böbreklerin oluşturdukları idrar vasıtasıyla böyle zararlı maddelerin atılmasını sağladıkları gibi, vücudun hormon ve sıvı dengelerinin düzenlenmesinde rol oynarlar.
Türkiye'deki insanların yüzde 8'inde hayatlarının bir döneminde taş görülür. Erkeklerde daha sıktır. Taşlar böbrekte oluşur ve bu organ sisteminin her yerinde problem yaratabilir ama en çok üreter taşları sorun çıkarır. Ya düşerken çok ağrı yaparlar ya da bir yerde takılır kalırlar. Ağrı üreter adelesinin krampı sonucu oluşur. Bu şiddetli ağrı da bulantı-kusmaya neden olur. Taşın oynayıp idrar yolunu zedelemesi ise idrarda kanama yapar.
Böbrekteki taşların bir kısmı uzun zaman sessiz ve zararsız kalırken bir kısmı da büyümeye devam eder. Ama taşların çoğu üretere düşer. Böbreklerden çıkan idrarı mesaneye aktaran üreter erişkin insanda ortalama olarak 25 cm. uzunluğunda ve 6 mm. çapında boruya benzer bir yapıdır.

Ama idrar bir borudan akar gibi dümdüz ve düzenli akmaz. Bir boğa yılanının tavşanı yuttuğu gibi, boğum boğum kasılmalarla mesaneye iner. Taşlar da böyle kasılmalarla inerler. Üreterin üç tane dar yeri vardır ve taşlar genelde bu darlıklardan zor geçer. Sonuncu darlık tam mesaneye gireceği yerdedir. Bütün üreteri geçerek buraya kadar gelen pek çok taş burada takılır. İdrar depolama görevi yapan mesane genişleyerek 500 cc civarında idrar biriktirebilir. Mesaneye inen idrarın bir daha geri kaçmasını engelleyen mekanizma vardır. Böylece idrar torbası içindeki beklemiş idrarın veya mikropların böbreklere ulaşması engellenir. Ayrıca idrar yapma sırasında mesane içinde oluşan basıncın da böbreklere baskı yapması bu şekilde engellenir.
Mesaneden idrarı dışarı atan üretra ise kadınlarda 4 cm. uzunluğunda kısa bir tüp yapıdır. Erkeklerde ise ortalama uzunluğu 20 cm.dir çünkü prostatın ve penisin içinden geçerek daha uzun bir yol kat eder.
Böbrekten yola düşmüş taşların dolaylı belirtisi çoktur ama taşı direkt olarak saptamak genelde pek kolay olmaz. Bunu yüzde yüze yakın bir kesinlikle ancak spiral bilgisayarlı tomografi gösterir. Diğer yöntemler bu kadar başarılı değildir. Taş görüldüğünde uygun bir yol belirlenir. Öncelikle tercih taşın kendiliğinden düşmesidir.
Taşların çoğu kendiliğinden düşer. Bunlar genelde 5 mm. veya daha küçüktür. Üreterde takılıp kalan ve 1-2 hafta içinde düşmeyen taşların düşmesi artık giderek zorlaşır. Eğer arada hareket edip biraz daha inmezse, müdahale etmekte yarar vardır. Taş 6 haftada düşmezse, artık mutlaka bir müdahale gerekir çünkü 2 ay süreyle aynı yerde kalan taş üreter duvarına yapışmaya ve hatta bazen gömülmeye başlar. Eğer taş tıkanıklık yapıp böbrek hasarı oluşturmaya başladıysa, müdahale aslında daha da erken yapılır. Bekleme süresinin kısaltılması bazen de şiddetli ağrıya, devamlı kanamaya veya idrar yollarında ciddi bir enfeksiyon oluşmasına bağlıdır.
Taşın tedavisinden sonra, korunma da şarttır. Çünkü beş yıl içinde hastaların yüzde 65'inde taş tekrar oluşur. Korunmanın en basit yolu bol sıvı almaktır. Yalnız hastada yüksek tansiyon da varsa, dikkatli olmak gerekir. Sertlik derecesi az olan su en iyi koruyucudur. Süt ve ürünleri ile çay gibi bazı gıdaların kısıtlanmasında yarar vardır.

TAŞ HASTALIKLARI

Ülkemizde en yaygın sağlık problemlerinin başında gelen böbrek taşları, idrardaki kristallerin üst üste birikmesi nedeniyle oluşur. Kesin olarak nedeni bilinmemekle beraber sıklıkla sebep beslenme alışkanlıkları, az sıvı alımı, genetik faktörler, bazı ilaçlar ve hastalıklar olarak sıralanabilir. Farklı taşlarda farklı sebepler olabileceğinden taşın laboratuar analizi önem taşır. Burada amaç, laboratuar analizlerinin sonucuna göre ileride taşların yeniden oluşmasını engellemek veya geciktirmektir.
Üriner sistem taşlarının çoğu spontan olarak kendiliğinden düşme eğilimindedir. Taşlar yıllar boyu hiçbir belirti vermeden gizlice böbrekte kalabileceği gibi böbrekten mesaneye geçişinde şiddetli ağrı verebilir. Bazen taşlar idrarda gözle görülebilen ya da bazen sadece idrar analizinde gösterilebilen kanamalara yol açabilir. Bazı hastalarda hayatın ilerleyen yıllarında tekrarlayıcı böbrek taşları olabilir. Gelecekte ortaya çıkabilecek durum hakkında detaylı bilgi ve tavsiyeler için mutlaka işin uzmanı ürolog ile irtibata geçilmelidir.

BÖBREK TAŞLARI KİMLERDE OLUŞUR?

Her insanda taş oluşma riski vardır. Sıklıkla 20 - 50 yaşlarında görülürken 30’lu yaşlar hastalığın en sık görüldüğü yaş grubudur. Erkekler kadınlara göre 3 kere daha fazla risk altındadır.

TAŞI OLUŞTURAN SEBEPLER NELERDİR?

Taşı oluşturan kesin neden bilinmemekle beraber risk faktörleri şunlardır:

  • İdrar yolu enfeksiyonu
  • Böbrekteki yapısal bozukluklar
  • Böbrek hastalığı olanlar (renal tübüler asidoz, kistik böbrek hastalığı…)
  • Beslenme alışkanlıkları
  • Yetersiz sıvı alımı
  • Sıcak iklim kuşağında yaşamak
  • Hiperkalsiüri, sistinüri, hiperokzalüri, hiperürikozüri
  • Bazı ilaçlar (asetazolamide, anti viral ilaçlar….)
  • Bazı bağırsak hastalıkları (inflamatuar bağırsak hastalığı…)
  • Genetik faktörle
  • Geçirilmiş bağırsak ameliyatları (jejono ileal by-pass)
  • Metabolik hastalıklar (hiperparatiroidizm, gut hastalığı…)
BÖBREK TAŞI TEDAVİSİ
Böbreğin içindeki taşın yeri ve büyüklüğü, tedavinin planlanması açısından en önemli bulgulardır. Böbreğin içinde küçük odacıklar vardır. İdrar etli böbrek dokusunda yapılarak bu odacıklara verilir. Taşlar da ilk olarak bu odacıkların dibinde oluşmaya başlar. Sonra bu odacıklar böbreğin havuzuna açılır. İdrar buradan sonra böbrekten çıkar. Üreter denilen 25 cm. uzunluğunda ve 6 mm. genişliğindeki boru şeklindeki yapıdan mesaneye doğru iner ve burada depolanır.
Odacıkların dibinde oturan bir taşa müdahale gereksizdir. Böbrekte duran bir taşa müdahaleye ancak aşağıdaki durumlardan biri varsa gerek duyulur :
*Taş giderek büyüyorsa,
*Fazla kanamaya neden oluyorsa,
*Sık sık veya şiddetli ağrıya neden oluyorsa,
*Böbrek içinde enfeksiyonu tetikleyip mikroplardan böbreğin zarar görmesine neden oluyorsa,
*İdrarın böbrekten akışında tıkanıklık yaparak, böbrek dokusunun bir kısmında veya hatta hepsinde giderek hasar oluşturuyorsa,
*Hasta tek böbrekliyse veya diğer böbrek de risk altında ise müdahale edilmesi lazımdır.
Diğer durumlarda, sadece izlemek yeterlidir çünkü bu taşların bir bölümü ömür boyu bile aynı kalabilir. Ama bazen de böbreğin bütün havuzunu ve odacıklarını dolduracak kadar büyüyebilir. Bunu da genellikle sessiz bir şekilde, pek belirti vermeden yapar. Bu yüzden küçük taşlarda bile yakın ve düzenli takip yapılması önemlidir.
Böbrek taşlarının tedavisindeki çağdaş ve güvenli yaklaşım, böbreğe ciltten 1,5-2 cm.lik tek bir delikle girilerek, böbrek içindeki taşın çıkarılmasıdır. Perkütan Taş Ameliyatı denilen bu operasyonda, hasta ameliyattan bir-iki gün sonra taburcu edilir.
Böbreğe müdahale edildiği zaman amaç, taşların hepsinin temizlenmesidir. Özellikle üzerlerinde mikrop barındıran taşların temizlenmesi daha büyük önem taşır. Çünkü kalan küçük bir taş parçası bile, hem böbreğin kendisine hem de vücuda zarar verebilir. Böyle bir durum, mikropların kana karışmasıyla ve yüksek ateş yaparak olur. Özellikle böbrekte bir anatomik bozukluk söz konusu ise bu durum daha sık görülür. Bozukluklar doğuştan olabilir veya sonradan oluşabilir. Bunlar da ayrıca tedavi gerektirebilir. Hatta bunların bir kısmına ilk etapta müdahale etmek gerekir. Örneğin en sık görülen bozukluklardan biri böbrek çıkımı darlığıdır. Bu darlığın holmium lazerle açılarak idrarın böbrekten rahat akışı sağlanmalıdır.

TAŞLI HASTALARDA BULGULAR NELERDİR?

İdrar yolu taşları hiçbir bulgu vermeden gelişebileceği gibi bazen ciddi bulgularda vermektedir.
En sık görülen yakınma ağrıdır. Bu ağrı bazen çok şiddetli olabileceği gibi bazen rahatsızlık vermeyen ağrılar şeklinde de olabilir. Karakteristik ağrı, kolik diye adlandırılan ve böğür bölgesinden başlayıp öne doğru ilerleyen, kasık ve testislere de yayılabilen ağrılardır. Ağrı taşın hareket etmesine veya üriner sistemin tıkanmasına bağlı olarak gelişir.
Kan: Bazen gözle görülebilecek kadar olurken bazen de sadece mikroskopik incelemede görülür.
Bulantı ve kusma: Taş’ın yaptığı ağrıya bağlı gelişen mide-bağırsak sistemindeki hareket azalmasına bağlı olarak gelişir.
İdrar yapma da zorluk görülebilir.

ÜRİNER SİSTEM TAŞLARI NASIL TEŞHİS EDİLİRLER?

Hastanın şikayetleri belli bir ölçüde tanı koymaya yardımcı olur. Ayrıca taşın görüntülenmesi yapılmalıdır. Bu amaçla;
DÜSG grafisi: Yatarak çekilen karın ve pelvik bölge grafisi
Ultrasonografi
İ.V.P (ilaçlı böbrek filmi)
Spiral üriner sistem komputer tomografilerinden faydalanır. Bazen kan analizlerine de ihtiyaç duyulur.

EN SIK GÖRÜLEN TAŞLAR HANGİLERİDİR?
Böbrek taşları çeşitli kimyasal kombinasyonda olabilirler. En sık görülen kalsiyum taşlarıdır. Kalsiyum taşları sıklıkla okzalat veya fosfat ile kombinasyon halinde bulunurlar. Daha az sıklıkla enfeksiyon taşları (magnezyum amonyum fosfat taşları) ve daha da az oranlarda ürik asit ve sistin taşları görülür.

BÖBREK TAŞLARI HAREKET EDER Mİ?

Böbrek havuzunda oluşan taş, çok büyük değilse, idrar borusu yoluyla idrar kesesine iner. Burada prostat büyümesi gibi idrar çıkarmayı güçleştiren koşullar oluşmuşsa, daha da irileşebilir ya da idrarla birlikte keseden atılır. Öte yandan böbrek taşları idrar kesesine inmeden böbrek havuzu ağzında ya da idrar borusunda takılıp kalabilir. Bu durumda bazen böbrek tıkanıklığı ortaya çıkabilir.

TAŞLAR NEDEN ENDİŞELENDİRİR?

Taşlar sıklıkla ağrılara neden olurlar.
Üriner sistemde enfeksiyon kaynağı olabilirler.
Eğer idrar yolunun herhangi bir bölgesinde tıkayıcı bir durum oluşturmuşsa zamanla böbrekte fonksiyon kaybına neden olurlar.

BÖBREK TAŞLARINDA MODERN TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Böbrek taşının tedavi yöntemlerinden hangisinin uygulanılacağı taşın yerine, büyüklüğüne, idrar yollarına verdiği veya verebileceği zararına ve taşın cinsine bağlıdır. Günümüzde minimal invaziv tekniklerin gelişmesi sonucu klasik açık cerrahi, en az başvurulan ve en az tercih edilen metot olarak kalmıştır.
Böbrek taşların çoğu kendiliğinden düşme eğilimindedir. Tüm idrar yolu taşlarının yaklaşık yüzde 80’i ilaç tedavisi ile düşer. Taşın düşmesini etkileyen en önemli faktör taşın büyüklüğüdür. 4 mm’nin altında taşın düşmesi beklenirken 6 mm’nin üzerindeki taşlar’a müdahale gereklidir. Ayrıca taşların şekli ve idrar yolundaki yerleşimi de düşmeyi etkileyen önemli faktörlerdir.

ESWL (VÜCUT DIŞINDAN ŞOK DALGALARIYLA TAŞ KIRMA)

Bir odaktan çıkan şok dalgaları taşın üzerine yönlendirilerek taş kırılır. X-ray ve ultrason ile odaklama yapan ESWL cihazları mevcuttur. Kırılan taş parçaları idrar yoluyla vücuttan atılır. ESWL bütün taşlarda başarı sağlayamaz. Başarı taşın cinsine, sertliğine, büyüklüğüne ve idrar yolunda yerleştiği yere göre değişir. Tek bir seansta kırılabilen taşlar olabileceği gibi tekrarlayıcı seanslara da ihtiyaç duyulabilir.
ESWL seansı sırasında rahatsızlık hissi ve ağrı duyulabilir. Bu nedenle tedavi öncesi ağrı kesiciler kullanılır. İşlem sonrasında çoğunlukla hastanede kalmaya ihtiyaç olmaz.

MİNİMAL İNVAZİV GİRİŞİMLER
Bu girişimlerde amaç üriner sistemi tehdit eden taştan kurtulmayı sağlamak ve hastanın en kısa zamanda günlük hayata dönmesini sağlamaktır. Perkütan nefrolitotomi ve üreterolitotripsi bu grupta yer alan girişimlerdir.
Taş, uygulanan tedaviye rağmen düşmüyorsa, düşmeyecek boyutlarda ise, idrar yolunda idrarın akmasını engelleyecek tam bir blok oluşturuyorsa, tekrarlayıcı idrar yolu enfeksiyonuna yol açıyorsa, böbreklerde hasara yol açmışsa girişim gereklidir.
Önceleri, taş için açık cerrahi yapılırken artık günümüzde minimal invaziv girişimler diye adlandırılan yeni yaklaşım mevcuttur. Bu girişimlerde amaç, en kısa zamanda hastalığın ortadan kaldırılması ve hastanın en erken dönemde günlük hayatına dönmesini sağlamaktır. Minimal invaziv girişimlerde hasta erken dönemde normal yaşamına döner.

PERKÜTAN NEFROLİTOTOMİ (PCNL)

Endoskopik böbrek taşı ameliyatında sırt bölgesinde böbrek hizasına 0,5 - 1 cm boyutunda bir kesi yapılır. Röntgen kontrolü altında böbreğe iki ucu açık ince bir tüp yerleştirilir. Bu tüpten yerleştirilen optik cihaz yardımıyla taş video sistemi ile monitörde görülür ve özel aletler yardımıyla çıkartılır. Perkütan ameliyatının en önemli üstünlüğü vücut dokularının normal yapısının korunmasıdır. Bunun sonucunda iyileşme süreci hızlıdır. Hastalar ameliyat sonrası dönemi açık ameliyata göre çok daha rahat geçirmektedir. Hastalarımız genellikle 2 - 3 günde taburcu edilerek günlük aktivitelerine hızla kavuşurlar. Bu, açık böbrek taş ameliyatı ile karşılaştırıldığında oldukça kısa bir süredir.
Özellikle böbreğin alt havuzcuklarına yerleşen taşlarda ve büyük boyutlu taşlarda ESWL’nin başarısı önemli ölçüde düşer. Bu durumlarda PCNL ameliyatı yüksek başarı sağlayan minimal invaziv girişimdir. Ameliyat işlemi sırasında taşı temizlemek için pnömotik litotripsi ve lazer litotripsi kullanılır. Bu teknolojiler yardımı ile en sert taşlar bile rahatlıkla kırılmaktadır. Bu teknikle tüm böreği kaplayan ve koraliform taş olarak adlandırılan taşlara da müdahale edilebilinmektedir.

ÜRETEROLİTOTRİPSİ NASIL UYGULANIR?

Üreter taşları hem ESWL hemde üreterorenoskopi (URS) ile müdahale edilerek temizlenebilir. URS’de herhangi bir kesi yapılmaz. İdrar yolundan özel bir endoskopik alet gönderilerek taş üreterde görüntülenir ve temizlenir. Hastaların çoğu aynı gün evlerine dönüp bir gün sonrada normal yaşamalarına dönebilirler. Özellikle alt ve orta üreterdeki taşlarda başarı oranı yüksektir ( yüzde 96 – yüzde 100 başarı). Üst üreter taşlarının tedavisinde ESWL genellikle ilk tercih edilen tedavi yöntemidir.
Ancak 1 cm’den büyük üreter taşlarında ESWL’nin başarı oranları düşmektedir. Genel kural olarak olarak 1 cm’den büyük üreter taşlarında ve 2 cm’den büyük böbrek taşlarında endokopik girişimler daha yararlı ve başarılı olmaktadır.

Anasayfa Böbrek Sağlığı Böbrek Nakli Organ Bağışı Reklam Ver Bize Ulaşın
Ana Sayfa
Böbrek TV
S.S.S.
Reklam Ver
İletişim
Böbrek Sağlığı
Böbreklerimiz Ne İşe Yarar?
Böbrek Yetmezliği Nedir?
Doğumsal Böbrek Hastalıkları
Böbrek Taşları
Böbrek Kanseri
Hipertansiyon ve Böbrek Yetmezliği
Sigara ve Böbrek Sağlığı
Böbrek Nakli
Böbrek Nakli Nedir?
Çapraz Nakil Nedir?
Nakile Hazırlık
Açık Laparoskopi Yöntemle  Nefroktomi Nedir ve Avantajları
Böbrek Nakli İçin Kan Grubu Uyumu Gerekli midir?
Kimler Böbrek Vericisi Olabilir?
Kimler Böbrek Nakli Olabilir?
Nakil Sonrası Takip ve Önemi
Böbrek Nakli Sonrası Çocuk Sahibi Olabilir miyim?
Böbrek Naklinden Sonra Cinsel Hayat
Böbrek Nakli Hastasında Beslenme
Böbrek Nakli Hastasında Spor
Böbrek Nakli Sonrası Tatil
Böbrek Nakli Sonrası Dikkat Edilmesi Gekenler
Türkiye’de Böbrek Nakli
Diyaliz
Diyaliz Nedir?
Diyaliz Sırasında Oluşan Komplikasyonlar
Diyaliz Hastalarında Diyet
Fistül ve Greftler
Kataer Nedir?
Damaryolu Nedir ve Operasyona Hazırlık
Operasyon Günü
Operasyon Sonrası
Damaryolu Bakımı
Problem Gördüğümde Ne Yapmalıyım?
Diyaliz Merkezleri Verileri
Organ Bağışı
Organ Bağışı Nedir?
Organ Nakli Sayısını Arttırmanın Yolları
Neden Organ Bağışı
Beyin Ölümü Nedir?
Organ Bağışında Merak Edilenler
Organ Bağışının Yasal Çerçevesi
Organ Bağışını Kimler Yapabilir?
Organ Bağışının Dinsel Yönü
Ülkemizde Organ Naklinin Tarihçesi
Organ Nakil Merkezleri Yönetmelik
Organ Bağış Formu ve Kartı
Organ Bağışı Kabul Eden Kuruluşlar